Turizm sektöründe çalışan biri olarak, bizlerin günde birkaç kez aklına ya da ağzına bu sözcük mutlaka gelir. Sadece bizim mi? Ağırladığımız yabancı konukların da en çok beğendikleri ve övdükleri yönlerimizden biridir. Birçok şirket pazarlama yaparken bu kelimeden mutlaka yararlanır.
Misafire bu denli özen gösterme hassasiyetimiz sanırım geçmişten geliyor. Ben çok iyi hatırlıyorum ilkokul ve ortaokul yıllarımda evimizin bir odası vardı. Odanın kapısı her zaman kapalıydı, annem o odaya girmeme kirletirim, örtüleri bozarım diye izin vermezdi. Bense, bu odanın kullanılmasa bile birkaç günde bir temizlenmesine anlam veremezdim.
O oda diğer odalardan daha güzeldi, daha ferahtı, mobilyalar daha özenle seçilerek düzenlenmişti. Ne zaman bir misafir gelecek olsa kapıları açılır, yeniden temizlik yapılır -
zaten temiz olmasına rağmen - ve misafir için hazırlanırdı. Odaya da “misafir odası” diye bir isim takmıştı herkes
Demek ki bizler yani Türkler misafirlere çok önem veriyorduk. Onlar için onlara özel ve daima temiz olan bir odayı hazır tutuyorduk. “Bu odayı sizin şereflendirmeniz için açtık yoksa biz normalde günlük hayatta bu odayı kullanmayız” mesajını veriyorduk.
Acaba bizden başka misafiri için ayrı oda tahsis etmiş, sadece onlara özel olarak en güzel mobilyalarla ve dekoratif ögelerle süslemiş bir millet daha var mıdır?
Bırakın odayı, misafire sunulan ikramlarda kullanılan tabaklar, çatallar, çay kaşıkları, kahve fincanları ve daha birçok şey sadece onlar geldiğinde dolaptaki yerlerinden alınıp kullanılmaz mıydı?
Şimdi benim evim de dahil olmak üzere birçoğumuzun evinde ayrı bir misafir odası yok. Çünkü minimalist düzende yaşamaya alıştık sanırım, daha az ama kullanılan, yaşayan odalar istiyoruz.
Ancak hala misafire kullanılan yemek takımları, kahve takımları, bardaklar, peçeteler vs. hepsi ayrıdır eminim.
“Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var” diyenler biz değil miyiz?
Evet, bizim misafir kültürümüz taa köklerimizden geliyor. Türk Misafirperverliği diyoruz..
Peki “Türk Misafirperverliği”ni neden bir marka yapmıyoruz???
Cadı’ya katılıyorum, “Türk” algısı yerlerde süründüğü için “misafirperverliği” markalaştırmamız da oldukça zor. Kendi adıma geçen hafta ağırladığım Amerikalı konuğumu o denli özenli ağırladım ki sanırım gittiği diğer ülkelerde hayal kırıklığı yaşayacak
Bireysel çabalarla ancak womm yapmaya devam edeceğiz bu gidişle. Turizm sektörü olarak belki sizler bir hamle yapsanız, öncülük etseniz bu konuya arkası da gleir hızla. Teşekkürler yazdığın ve paylaştığın için.
Sevg ile kal…
TT Üstad…düşüncelerin için teşekkür ederim. Bireysel olarak bu konuda çok başarılıyız, evet…Çalıştığım marka da bu konuda başarılı bulunuyor…Ancak Türk turizminin geneline yayılması konusunda özellikle Meslek Birlikleri’nin, Turizm Otelcilik okullarının, Bakanlığımızın ve Meslek duayenlerinin bir araya geldiği çalışan bir komisyon oluşturulmasında fayda var. Bir model oluşturulmalı diye düşünüyorum…Bakalım kimleri heyecanladırabileceğiz?
Elbette en çok Türklere yakışıyor misafirperverlik konusu. Ancak “Türk misafirperverliği” biir marka faydası olarak konumlanabilir bence. Asıl marka olarak konumlanması gereken Türkiye. Ve ne yazık ki yıllardır yapılan yanlışlar yüzünden bir türlü marka haline gelemedi. Hala Türkiye’ nin yurtdışındaki algısı “Barbar Türklerin ülkesi”. Hala Avrupa Birliği’ne uygun görülmeyen, medeniyetten uzak yaşadığına inanılan, jeopolitik önemi nedeniyle direkt hayır denemeyen bir ülke. İnsanları için de gelip görmedikleri sürece korkunç şeyler düşünüyorlar. Bu yüzden bence “misafirperverliik” konusu daha baya bekler marka olmak için